Ramazan-ı Şerif, her şeyden önce insanlık için bir hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği ay olma özelliğini taşıyor. Yüce Rabbimizin Bakara Suresi’nde buyurduğu üzere; hak ile batılı birbirinden ayıran, doğru yolun apaçık delillerini sunan ilahi kelam, bu ayda gönüllere şifa, dertlere deva oluyor. Hayat rehberimiz olan Kur’an, sadece okunmakla kalmayıp ahlakıyla ruhları süslüyor, cömertliğiyle müminlere manevi bir ikram sunarak onları kötülüklerden muhafaza ediyor.
Oruç İbadetiyle Gelen Manevi Arınma ve Takva
Bu mübarek ay, beraberinde getirdiği oruç ibadetiyle bedene sıhhat, ruha ise derin bir sekinet vaat ediyor. "Umulur ki takva sahibi olursunuz" ayetiyle müjdelenen oruç, müminleri nefis terbiyesinden geçirerek Cenâb-ı Hakk’ın rızasına yaklaştırıyor. Kalpleri günah kirlerinden arındıran bu ibadet, sadece bir aç kalma hali değil; sabrı, şükrü ve iradeyi diri tutan ilahi bir mektep olarak nitelendiriliyor.
Birlik, Beraberlik ve Kardeşlik Köprüleri
Ramazan-ı Şerif, bireysel ibadetlerin ötesinde toplumsal bir rahmet dalgası estiriyor. Yetimin, öksüzün, ihtiyaç sahibinin hatırlandığı bu dönemde; zenginle fakir, gençle yaşlı aynı safta ümmet olma bilincine eriyor. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) "Birbirinize sırt çevirmeyin, kardeş olun" tavsiyesi, iftar sofralarında ve yardımlaşma faaliyetlerinde hayat buluyor. Sevgi ve dostluğun pekiştiği bu iklim, toplumsal barışın en güçlü teminatı haline geliyor.
Sahurdan Teravihe Bereket Dolu Bir Hayat
Günler, günahların bağışlandığı sahur ve seher vakitleriyle nurlanırken, camiler ailece eda edilen Teravih namazlarıyla şenleniyor. Alın teri ile elde edilen kazançlardan verilen zekât, fitre ve sadakalar, kardeşlik bağlarını hiç olmadığı kadar güçlendiriyor. İyilik kapılarının sonuna kadar açıldığı bu dönemde, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından kurtuluş olan Ramazan’ın hikmetlerini kuşanmak, her müminin temel gayesi olarak vurgulanıyor.