6 Şubat depremlerinin ardından geçen süreçte devletin tüm imkanlarıyla sahada olduğunu, 455 bin konutun tamamlanarak 2 milyon vatandaşa yuva olduğunu hatırlatan Kurum, muhalefeti bölgeye "bir çivi dahi çakmamakla" suçladı. Eleştirisinin dozunu artırarak, deprem döneminde "Hükümet enkaz altında kalır" diyenlerin bugün tamamlanan dev projeler karşısında "sinir sistemlerinin çöktüğünü" iddia etti. Kurum’a göre muhalefet, yapılan işin büyüklüğünü takdir etmek yerine, küresel çapta örnek gösterilen bu başarıyı küçük düşürmeye yönelik bir strateji izliyor.
Ödeme Planları Üzerinden "Yalan ve İftira" Suçlaması
Eleştirilerin bir diğer önemli odağı ise deprem konutlarının hak sahiplerine teslim şartları oldu. Özellikle Özgür Özel ve ana muhalefet kanadından gelen "vatandaş faizle borçlandırılıyor, boş senet imzalatılıyor" iddialarını "yalan ve iftira" olarak niteleyen Kurum, bu söylemlerin bilinçli bir algı operasyonu olduğunu savundu. 18 yıl boyunca sabit kalacak 8 bin 750 liralık taksit miktarını ve 2 yıl ödemesiz dönemi vurgulayan Bakan, geçmişteki Elazığ, Giresun ve İzmir depremlerindeki düşük taksit örneklerini hatırlattı. Kurum, muhalefetin aslında bu gerçekleri bildiğini ancak "Ben baskı yaptım da faizsiz yaptılar" diyebilmek için halkı yanlış yönlendirdiğini öne sürdü.
Yerel Yönetim Performansı ve "Yolsuzluk" Göndermesi
Kurum, eleştiri oklarını sadece deprem bölgesiyle sınırlı tutmayarak muhalefetin yönetimindeki büyükşehir belediyelerini de hedef aldı. İstanbul’daki trafik yoğunluğunu Hindistan ile kıyaslayan, Ankara’daki su sorunlarına ve İzmir’deki çöp dağlarına değinen Kurum, muhalefetin "hizmet etmek yerine belediyelerde yolsuzluğun kitabını yazdığını" iddia etti. Proje aşamasında "köstek olan", iş başladığında "ölü taklidi yapan" ve iş bittiğinde ise "algı yöneten" bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıya olduklarını belirten Kurum, bu "iş bilmezliğe" karşı milletin ferasetine güvendiklerini ifade ederek sözlerini noktaladı.