İSTANBUL – Tıp dünyası, prostat kanseri tedavisinde hastanın yaşam kalitesini bozmayan devrim niteliğinde bir değişime tanıklık ediyor. Uzun yıllardır uygulanan prostatın tamamının alınması (radikal prostatektomi) veya tüm organın ışınlanması yöntemleri, yerini sadece kanserli bölgeyi hedef alan "Fokal Tedavi"ye bırakıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, teknolojideki hızlı gelişim sayesinde artık prostatın sağlıklı kısımlarına dokunmadan sadece tümörün yok edilebildiğini belirtiyor.
Sinsi İlerleyen Tehlike Gençleşiyor
Prostat kanserinin artık sadece ileri yaş problemi olmadığını, gençlerde de görülme sıklığının arttığını ifade eden Prof. Dr. Öbek, hastalığın en büyük riskinin sinsi ilerlemesi olduğunu hatırlatıyor. Erken dönemde hiçbir belirti vermeyen bu kanser türünde, Türkiye’deki hastaların yaklaşık yüzde 30’una ne yazık ki geç tanı konuluyor. Bu durumu tersine çevirmenin tek yolunun 40 yaşından itibaren düzenli PSA testi ve ürolojik muayene yaptırmak olduğunu vurgulayan uzmanlar, erken tanının "hayat kurtarıcı" olduğunun altını çiziyor.
Organın Tamamı Değil, Sadece Kanserli Bölge Hedefte
Geleneksel ameliyatlarda prostatın tamamı çıkarılırken, yeni nesil fokal tedavide prensip tamamen farklı işliyor. MR füzyon biyopsi teknolojisi sayesinde kanserli odak nokta atışı ile tespit ediliyor ve sadece o bölge, çevresindeki küçük bir güvenlik sınırı ile birlikte imha ediliyor. Bu yöntem sayesinde prostatın geri kalan sağlıklı dokuları korunuyor. Prof. Dr. Öbek, bu yöntemin özellikle MR’da net görülebilen, tek bir odakta toplanmış ve orta derecede saldırganlık gösteren tümörler için "ideal" olduğunu belirtiyor.
Yaşam Kalitesini Bozan Yan Etkilere Son
Hastaların en çok çekindiği idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon kaybı gibi yan etkiler, fokal tedavi ile büyük ölçüde tarih oluyor. Bilimsel veriler, klasik cerrahi veya radyoterapi sonrası idrar kaçırma riskinin %10-21, sertleşme sorununun ise %23-68 aralığında olduğunu gösterirken; fokal tedavi bu riskleri minimuma indirerek hastanın hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini sağlıyor. Yaklaşık 60-90 dakika süren ve kesi gerektirmeyen bu işlem sonrası hastalar, sadece bir gece hastanede kalarak hızla sosyal yaşamlarına dönebiliyor.
"10 Yıl İçinde Standart Olacak"
Dünya literatüründeki başarı oranlarının %80-90 seviyelerinde olduğunu kaydeden Prof. Dr. Can Öbek, Avrupa Üroloji Derneği’nin de bu yöntemi artık "deneysel" kategoriden çıkarıp kabul görmüş bir tedavi olarak tanımladığını ifade ediyor. Öbek’e göre, önümüzdeki 10 yıl içerisinde uygun hastalarda prostatın tamamının tedavi edilmesi tarih olacak ve bölgesel müdahaleler standart tedavi haline gelecek.