İçerdiği kafein sayesinde dikkat ve odaklanmayı artıran Türk kahvesi, özellikle zihinsel performansın desteklenmesinde etkili oluyor. Araştırmalar, düzenli kahve tüketiminin Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıklara yakalanma riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor.
Antioksidan bakımından oldukça zengin olan Türk kahvesi, serbest radikallerle savaşarak hücreleri koruyor. Bu özelliğiyle kalp ve damar sağlığını desteklediği, iltihaplanmayı azalttığı ifade ediliyor. Ayrıca metabolizmayı hızlandırıcı etkisi sayesinde sindirime yardımcı olduğu da biliniyor. Bu nedenle Türk kahvesinin yemeklerden sonra tüketilmesi geleneksel bir alışkanlık olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, Türk kahvesinin fiziksel performansı kısa süreli olarak artırabildiğini, bu nedenle spor öncesinde tercih edilebildiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra mutluluk hormonları olarak bilinen dopamin ve serotoninin salgılanmasını destekleyerek ruh haline olumlu katkı sağladığı belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, Türk kahvesinin faydalarından yararlanabilmek için günlük tüketimin 1–2 fincanla sınırlandırılması gerektiği konusunda uyarıyor. Aşırı tüketimin çarpıntı, mide rahatsızlıkları ve uykusuzluk gibi olumsuz etkilere yol açabileceği ifade ediliyor.
Türk kahvesi, doğru miktarda tüketildiğinde hem geleneksel bir keyif hem de sağlıklı bir alışkanlık olarak öne çıkmaya devam ediyor.